VİKUNYA

Eylül 19th, 2007 by ozlem0409

VÃŽKUNYA» (Vicugna vicugna), İnkalarin, çok deÄŸer verdikleri bir hayvandı. Devletten yetki almadan hayvanı incitene ölüm cezası verirlerdi. Vikunya tüylerinden yapılan ve «kunıpi» denilen dokuma ise ancak İnka kral ailesine ayrılırdı. Vikunya yününün ipek gibi ipliÄŸiyle kıyaslanan insan saçı tele benzetilmiÅŸtir. Böylece bu hayvanın toynaklı memelilerin arasındaki mevkii, çincilya’nm kemiricilerin arasmdakine benzer.
Vikunya’nm evcili de, yabanisi de vardır. Omuz hizasında 90 santimden kısadır. Bengi koyu sarıdır, yalnız göğsünde önlük asılmış gibi bir beyazlık vardır. Postu, lama grubu üyelerinin çoÄŸunun aksine çok gür tüylü deÄŸildir.
Vikunya, Ekvador’da, Peru’da, Bolivya’da ve Åžili’de And sıradaÄŸlarının göğe deÄŸiyor hissini uyandıran yüksekliklerinde yaÅŸar. Bu hayvan, tek bir erkeÄŸin liderliÄŸindeki altıdan on ikiye kadar diÅŸi ve yavrularından meydana gelen sürüler halinde dolaşır. Sürünün lideri, o yakınlardaki en yüksek noktaya çıkar ve gözcülük yapar. Bir tehlike gözüne iliÅŸtiÄŸi vakit, tiz bîr ıslık salıverir ve gerileyen sürünün ardını emniyete alır.

OUANAKO veya HUANAKO

Eylül 19th, 2007 by ozlem0409

«Guanoko» (Lama guanicoe), Arjantin ile Patagonya pampalarında ve Peru, Bolivya ile Åžili’nin daÄŸlarında yüzden fazlası bir arada sürüler halinde dolaşırlar. İyi bir yüzücüdür, Horn Burnu bölgesinde adadan adaya yüzerek geçtiÄŸi görülmüştür. Patagonya’da yer yer büyük kemik yığınlarının görülmesi, ortak bir guanako mezarlığının varlığına veya hayvanların, yerliler, ya da ilk gelen İspanyollar tarafından kitle halinde öldürüldüklerine iÅŸarettir.
Guanako, sırtının en yüksek noktasında yaklaşık olarak 100 santim boyundadır. Hayvanı görenler, dış görünüş itibariyle deveden ziyade, boynuzsuz bir keçi antilop’a benzediÄŸini söylerler.
Devegil ailesi birkaç yıl öncesine kadar kürk ticaretinin el atmadığı biricik memeli koluydu. (Bununla beraber, alpaka’nın, vikunya’nın ve devenin yününün çok eski zamanlardan beri üstün kaliteli kumaÅŸ yapımında kullanıldığı bir gerçektir.) Eskiden yabani bir hayvan olan guanako, bugün çiftliklerde yünü ve kürk piyasasında kısa kürk ceketler ve garnitür yapımında kullanılan postu için yetiÅŸtirilmektedir.
Guanako’lar aÄŸustosta veya eylülde çiftleÅŸirler, yavru ise on, on bir ay sonra dünyaya gelir. Anne, yavrusuna altı hafta kadar süt verir, bundan sonraki altı hafta süresince de sütten kesmeye uÄŸraşır. Bir batında tek yavru doÄŸar.

Lama’nınYakın Akrabası: Alpaka

Eylül 19th, 2007 by ozlem0409

«Alpaka» (Lama pacos), lama’dan daha ufak ve daha koyunumsu görünüşlüdür. Yapağısı 60 santim uzunluÄŸunda olabildiÄŸinden neredeyse yere deÄŸer. İpeÄŸimsi lifleri dokunarak dünyaca tanınmış dayanıklı bir kumaÅŸ halinde getirilir. Gerek lama, gerekse alpaka, guanako’nun soyundan geldiÄŸi sanılan evcil hayvanlardır. Bununla beraber, alpaka’ nm, bugün soyu tükenmiÅŸ üçüncü bir türden gelmiÅŸ olması da mümkündür.

İnka’ların En İyi Hizmetkârları: Lama’lar

Eylül 19th, 2007 by ozlem0409

«Lama» (Lama glama) İnka için en büyük ihtiyaçtı:

Bu eski insanlar, hayvanın etini yer, yünü sayesinde ısınır, derisiyle kendine ayakkabı yapar, mum yapımında kullandığı yağıyla aydınlanırdı. Lama’nın tüyleri bükülerek ip haline getirilirdi. Hayvanın dışkısı bile ziyan olmazdı. Kurutularak yakıt olur ve İnka’nm evini ısıtırdı. Lama, İnkalarm yüklerini 5 000 metre yükseklere dahi çıkarırdı. (Bu arada, lama’nın yalnız erkeÄŸinin yük hayvanı olarak kullanıldığı ve üç yasından itibaren çalışmaya baÅŸladığını da belirtelim.)
Lama’nın kendileri için bir hazine olduÄŸunu anlayan İnka’lar, hayvana çok itina gösterirlerdi. Bir kere onu hiç bir zaman bir sabana veya arabaya sürmezlerdi. Lama’nın sütünü de alamadıktan anlaşılıyor. Hayvanın sütü, Peru yaylalarında seyrek kar yağışlı ÅŸubat veya mart aylarında dünyaya gelen tek yavruya ancak yetiyordu.
Çiftçiler hayvanın sırtına ancak hafif yükler yüklerlerdi Yününü kumaÅŸ dokumakta kullanır, fakat dövüp keçe haline getirmezlerdi. Etini yerler, fakat yemek listelerinin ÅŸaÅŸmaz bir parçası yapmayı düşünmezlerdi. Lama’nın etini ÅŸerit ÅŸerit keserler ve güneÅŸte kuruturlardı.
Lama’ya bu kadar deÄŸer veren İnka’ların, onu, dinsel törenlerde en deÄŸerli kurbanlık hayvan sayacakları muhakkaktı. Bu maksatla yalnız erkekten faydalanırlardı, diÅŸi lamaları öldürmek yasaktı. Her Tanrıya ayrı bir lama çeÅŸidi kurban ederlerdi. Meselâ İnka’ların en kudretli Tanrısı Virakoça’ya kahverengi bir lama kurban edilirdi. Krallık otoritesinin sembolü beyaz lama’lar GüneÅŸ Tanrı’sma saklanırdı. Karışık renkli hayvanlar ise, gökyüzündeki bulutları temsil ettikleri düşüncesiyle, Gök gürültüsü Tanrı’sma armaÄŸan edilirdi.
Eski çaÄŸlarda devenin bu akrabasının evcilleÅŸtirildiÄŸi tek ülke Peru İmparatorluÄŸu idi. İspanyollar 16. Yüzyılda Peru’ya geldikleri vakit, İnka’lar lama’yı iki bin yılı aÅŸkın zamandır kullanmaktaydılar. Fatih, İspanyollar hayvana «Peruluların koyunu» gözüyle bakmışlardı.

Günümüzde lama’lar:

Lama, Güney Amerika’nın dört devemsi geviÅŸ getiren hayvanının en kuvvetlisi ve en irisidir. YetiÅŸkin bir erkek, omuz hizasında yaklaşık olarak 120 santim boyundadır. Tüylerinin rengi kahverengi veya siyahımsı ile beyaz arasında oynar. Başı, boynu ve bacakları kısa tüylerle kaplıdır, buna karşılık vücudu, ele ipek gibi yumuÅŸak gelen daha uzun tüylerin altında kaybolmuÅŸ gibidir.
Kuvveti, iriliÄŸi, en sarp yerlerde bile emniyetle yürümesi ve soyunun bolluÄŸu, lama’nın dün olduÄŸu gibi, bugün de mükemmel bir yük hayvanı olmasını saÄŸlar. Maden cevherini daÄŸlardan su yollarına ve deniz kıyısına nakletmekte kullanıldığı yerlerde özellikle deÄŸerlidir. Bu hayvanlar en çetin arazide bile günde 20-25 kilometre yol alabilirler. Lama’lar iriliklerine göre, 30-35 kilo ile 100 kilo arasında oynayan yükler taşıyabilirler.
Yük, lama’nın tüylerinden örülen ve yine lama ipleriyle baÄŸlı torbaların içinde taşınır. Sırtındaki yükü fazla bulursa, inatçı hayvan derhal yere çöker ve dövülmesi pahasına kıpırdamaz.

OVALARIN,DAÄž YAMAÇLARININ KUTSAL VE VEFAKAR LAMA’LARI

Eylül 19th, 2007 by ozlem0409

ESKİ Dünya devesinin bir çöl hayvanı olmasına karşılık, Yeni Dünya’daki akrabası lama otlu ovalarla daÄŸ yamaçlarında yaÅŸar. Lamaların dört çeÅŸidi vardır: İkisi evcildir, öbür ikisine ise hâlâ yabani halde rastlanabilir. Güney Amerika’ nm bu geviÅŸ getiren hayvanları, develerden daha hafif ve daha ince yapılıdır. Uzun ve sivri kulakları, kısa ve bol tüylü bir kuyrukları ve genellikle kalın ve yünümsü bir postları vardır. Ayakları, gerçek develerinki gibi çift parmaklı ve tabanları yastıkiıdır. Sırtlarında hörgüç yoktur. Bu hayvanlar da develer gibi vücutlarının bir yanındaki ön ve arka ayakları aynı zamanda hareket ettirerek yürürler.

ESKİ DEVİRLERDE DEVELER

Eylül 19th, 2007 by ozlem0409

Bugünün develeri, en azından beÅŸ bin yıldır, ya da kaydedilen tarihin başından beri insanların hizmetinde olan hayvanların, soyundan gelmektedir. Develer eski Çin’de de bilinirdi. Babilliler İsa’dan 1000 yıl önce develerden faydalanırlardı.
Tevrattan. öğrendiÄŸimize göre, Hazreti İbrahim’in koyunları, öküzleri, eÅŸekleri ve develeri vardı. Haz-reti Eyüp zenginken üç bin devenin sahibiydi, sonradan bunların sayısını iki katma çıkardı. Hazreti İbrahim’in gününde develerin sütünden faydalanıldıktan baÅŸka, vahşî ve yolsuz arazide yolculuk ederken yük hayvanı olarak da onlar kullanılırdı. Hazreti İbrahim’in hayatı bugünün Bedevi aÅŸiret reisinden pek farklı olmasa gerekti.

DEVE KERVANLARI

Eylül 19th, 2007 by ozlem0409

Deve bir Arap için mutlak bir ihtiyaçtır. Binek hayvanı olduktan başka, efendisine süt, et ve giyim sağlar. Araplar atlarıyla övünürlerse de bunlar gösteriş içindir. Hiç bir at, günde sekiz, on saat müddetle saatte 5 - 6 kilometre yol alan bir deve kervamyla boy ölçüşemez.
Araplar susuz ovalardaki deve sürülerini bir ay kalmak üzere otlağa götürürler. Sürücüler bu süre içinde develerin sütüyle yaşarlar. İri develerden 200 - 300 kilo yük taşımaları ve günde 40 - 50 kilometre yol yapmaları beklenir.
Ortaasya’nın Kırgız kadınları develeri sabah erken saÄŸarlar. Hayvanlar o kadar boyludur ki, kadınların onları ayakta saÄŸmaları gerekir. Deve sütünün ekÅŸiyip mayalanmasıyla yapılan bir nevi «kımız» adlı içki, bu memleketler halkı tarafından yaz sıcağında çok içilir.
Asya’nın kızgın çöllerini aÅŸan bir deve kervanı insanın görebileceÄŸi en tesirli manzalardan biridir. Develer düzgün adımlarla ilerleyen, hiç bir zaman acele etmeyen veya geri kalmayan ve ÅŸafaktan karanlıklara kadar durmak bilmeyen güçlü ve dayanıklı hayvanlardır.
Develer asker gibi emre itaat ederlerse de, bazen sırtlarına öte beri yüklenirken itirazlarını homurtularla belli ederler. Arada bir tanesinin
sağa, sola saldırdığı olur. Ortaasyada seyahat eden bir tabiat bilgininin develerinden biri de birdenbire azmış ve üzerindeki bütün eşyayı etrafa saçmakta gecikmemişti. Neticede hayvanı yakalayıp zaptedinceye kadar sürücülerin canı çıkmıştı. Sütten kesilen genç bir devenin bütün gece melemesinden de kimsenin gözüne uyku girmemişti.

TEK HÖRGÜÇLÜ DEVE veya HECİN DEVESİ

Eylül 19th, 2007 by ozlem0409

«Tek hörgüçlü deve» veya öbür adıyla «Hecin devesi» {Camelus dromedarius), sıcak ve kurak Arabistan çöllerinin devesidir. Çift hörgüçlü akrabasından daha ince ve zarif yapılı ye daha uzun bacaklı olan bu deve ağır yükler taşımaktan çok, hızlı yolculuklara uygun bîr binek hayvanıdır.
Tek hörgüçlü deve saatte 12 -15 , kilometrelik bir hızı on sekiz saat süresince devam ettirebilir. Bir tanesinin Mısır çöllerinde on bir saatin içinde 185 kilometre yol aldığı bilinmektedir. Bu devenin ayak tabanları çift hörgüçlü deveninkinden daha yumuşak ve naziktir, bundan ötürü de tek hörgüçlü deve sert ve kayalıklı arazide yolculuk etmeye uygun yapıda sayılmaz.

ÇİFT HÖRGÜÇLÜ DEVE

Eylül 19th, 2007 by ozlem0409

ÇİFT VE TEK HÖRGÜÇLÜ DEVELER

Çiît hörgüçlü deve» (Camelus bactrianus), Çin ile Türkistan arasındaki bütün Ortaasya’nın adi devesidir. Bu yük hayvanlarından meydana gelen bir kervan saatte 3 - 4 kilometre hızla yürüyerek günde ortalama 48-50 kilometre yol alır. Her deve yaklaşık olarak 200 kilo yük taşıyabilir.
Çift hörgüçlü deve, Afrika türü. kadar ince, güzel ve hızlı olmamakla beraber, daha kuvvetli ve daha ağır yapılıdır. Hörgücünün tepesine kadar 210-215 santim boyunda olan bu hayvanın orta uzunlukta ve kaim bacakları vardır. Vücudunun üzerindeki tüyler tek hörgüçlününkinden daha uzun ve daha kabarıktır. Bu özelliÄŸi, çift hörgüçlü deve’nin yurdunun daha soÄŸuk iklimine karşı koymasını kolaylaÅŸtırır.

DEVELERİN ÇİFTLEŞMESİ

Eylül 19th, 2007 by ozlem0409

Develerin çiftleşme âdetleri hakkında gerçekten garip ve insanı yanıltıcı inanışlar vardır. İşin garibi bunlardan bazılarına güvenilir kaynaklarda da yer verilmiş olmasıdır.
Meselâ, bugün yabani develer olmayışının, develerin doğururken insanın yardımına muhtaç olmalarından, bundan ötürü de ancak evcil develerin dişilerinin hayatta kalabilmesinden ileri geldiği söylenmiştir.
Fakat develerin hayatının incelenmesi, bu gibi inanışların gerçekle ilgisinin olmadığını göstermiştir. Devenin çiftleşmesinde, erkek hayvanın, başını eşinin sırtına koyup onu, ayaklarını altına alarak oturmaya mecbur etmesinin dışında bir başkalık yoktur. Sürü, çiftleşme anında çiftin etrafını çevirerek, ağaçsız çöllük arazilerde, onların yabancı gözler tarafından görülmemelerini sağlar.
Develerin belli bir çiftleşme mevsimi yoktur. Bütün yıl çiftleşebilirler. Yavru deve çiftleşmeden 315-
389 gün sonra dünyaya gelir. Asya ile Afrika’da develerin belli iki türüne: «Çift hörgüçlü deve» ile «tek hörgüçlü deve» veya öbür adıyla «hecin devesi» ne rastlamaktayız. Bunların yaÅŸadıkları bölgeler yer yer birbirinin içine taÅŸmaktadır. Develer Güney Avrupa’ya, Avustralya’ya, ve BirleÅŸik Amerika’ya da götürülüp üretilmelerine çalışılmıştır.